İlgi duymak. Hafıza gücümüzü arttırır.

Tepki, güçlü hatırlama sağlar. çevremizdeki olaylara etkin bir biçimde ilgi göstermediğimizden dolayı etrafımızdaki olayları pek hatırlamayız. Eğer gerektiği gibi ilgi gösterilmez ise, hatırlama yeteneği tamamen ortadan kalkar, hatta bu durum yaşamımızda dahi değişikliklere neden olur. Beyin dalgaları, beynin tepki göstermesine ilişkin geçerli bilgilerin kazanılmasında çok önemlidir.

  • Derin uyku zamanında beyin dalgaları en düşük düzeydedir.
  • Uykuya dalmak üzereyken derin uyku dalgasındaki gibi yavaş değildir.
  • Gözler kapalı, düşüncelerden arınmış ama uyanık ve gevşemiş bir durumda yatarken dalgalar biraz daha fazladır.

Yukarıda yazdığım gibi, gevşemiş bir durumda yatarken gözlerimizi açarak herhangi bir şeye baktığımızda, yeniden tepki gösterme durumuna geçtiğimizi hissederiz. Beyin dalgaları gün boyu değişir. Bölünemeyecek kadar küçük olan voltajları ile genel durumları da değişir. Olaylar karşısındaki tavrımızı değiştirdikçe beyin dalgaları mızın da değişime uğrayacağını söyleyebiliriz.

Bizler, olaylar karşısında daha etkin tepkide bulunmak ve olayları yönetmek için yaşamımızı düzenleme şansına sahibiz. Eleştiriler beyin faaliyetlerini yavaşlatmaktadır.

Yapılan bir deneyin sonuçlarına göre, elli kadın ve erkeğe çevirmeleri için basit cümleler verildi. Çeviri işlemi devam ederken eleştirilere tabi tutuldular ve hepsinin çeviri hızının %8 düştüğünü tespit ettiler.

Hatırlamamıza Yardımcı Olacak Ufak Yöntemler!

Düşünme ve hatırlamada etkin olmak istiyorsak, zihinsel eylemlerle birlikte, sinir kanal ve merkezinin de yeterli düzeye ulaşması gerekmektedir. Daha önce düşünmediğimiz bir konu üzerinde karara varmak düşüncelerimizi konu üzerinde yoğunlaştırarak birkaç dakikamızı bu işleme ayırmalıyız.

Isınmayı mümkün olduğu kadar konuyla doğrudan ilgili bir alanda gerçekleştirmeliyiz. Isınmaya gereksinim, hayatımızın verimli çağları sona erdikten sonra daha da artar. Hepimiz sabah kalktıktan anca bir saat sonra olaylara tepki verebiliriz.

Yataktan kalkar kalkmaz kahvaltı yapmak, giyinmek, diş fırçalamak, gibi alışkanlıkları farkında olmaksızın yaparız. Sabah sabah, günün ilk ışıklarında yapılan bazı toplantılarda sakıncalar vardır. Toplantıya katılanların çoğu henüz ısınmış olmadıkları gibi, daha sabah mahmurluğunu üzerinden atamamışlardır.

Hastalık hatırlamamızı olumsuz etkiler. Yorgunluk da tepki gösterme düzeyimizi azaltır. Uykusuzluk tepki düzeyimizi azalttığı gibi, hatırlama düzeyimizi de düşürür. Yani hasta, yorgun veya uykusuz olduğumuz durumlarda gerçekten hatırlayamayız bunun için kendimize yüklenmek olmak değil mi? Ayrıca yaş fark etmeksizin B vitamini eksikliği de tepki düzeyimizi azaltır, dikkat etmeliyiz.

Önemli anlarda belleğimizi tazeleyip, onun kusursuz olarak çalışmasını sağlamalıyız. Özel bir dikkat göstermediğimiz için unutulanlar aklımızda kalanlardan çoktur. Bu unutkanlığımızın ilk nedeni, her şeyden önce anlam çıkarmaya çalışıyor olmamız.

Çalışmaya başladığımızda ilk bir iki gün unutma oranı en üst düzeydedir. İlk iki günü izleyen iki hafta içinde ise bu kötü durum sürer. Ama hemen pes etmeyelim, bu iki hafta en kötüsüdür. İki haftadan sonra hatırladıklarımızın daha uzun süre hafızamızda kalıcı olma şansı bir hayli yüksektir.

hafıza
Unutmak istemediklerimizin üzerinden iki hafta geçemeden eski bilgilerimizi tazelediğimiz zaman unutmamızı engellediğini göreceğiz.

Bilgilerimizin düzenli bir bakıma gereksinimi vardır. Bilgilerimizi zaman geçirmeden tazelemeliyiz. Bilgilerimizi yatmadan önce tazelersek daha kalıcı olacaklardır. Yine hafta boyunca tekrarlar yaparak bilgilerimizi tazelemeye devam etmeliyiz.

Konu ne olursa olsun, hatırlanması gereken şeyleri hatırlamada belleğimiz ile savaşmak en önemli amaçlarımızdan olmalı. Unutmaya karşı savaşmak veya bellek tazeleme yöntemleri diğerlerine oranla en etkin olanlardır.

Hatırlamaya değer bulduğumuz herhangi bir şeyle karşılaştığımızda kısa bir süre durup bunu tekrarlamaya ya da başka bir işe başlamadan önce onu konuşmalarımızın içine katmaya çalışmalıyız. Unutmayı önlemek için bilgilerin tazeleneceği en uygun zaman, yatmadan hemen öncesidir.

Algılanan en son olgular aynı sinir yollarında ve merkezlerinde bir yer edinmek amacı ile yarış içine girerler. Kendi kişisel düşüncelerimizde bazı silinmelere neden olur. İyi bir belleğe sahip olmanın diğer sırrı da edindiğimiz bilgileri tam anlamıyla belleyinceye kadar onları bütün bir hafta boyunca zaman zaman tekrarlayarak yeni gelecek bilgilerin eskilerini silmesine engel olmaktır.

Hafta sonu sessiz ve yavaş temposu en uygun zaman birimidir. Bu dönemde algılanan izlenimler eskilerini silebilme oranı en düşük düzeydedir. Tazeleme işlemini eğer sadece hatırlayabildiklerimize dayanarak yardımcı unsurlar kullanmadan gerçekleştirirsek bir takım ayrıntıları atlayabiliriz. Belleğimize eksik veya yanlış bilgileri doldurmamak için hatırladıklarımızı mutlaka yazılı bir belgeye, kitaba veya notlara bakarak kontrol etmeliyiz.

Korkunç bir tuzak gibi yanlış hatırlamanın sonuçları insanı etkiler. Yanlış hatırlama insanı bazen etrafındaki kişilere karşı mahcup edebilir. Bizi sık sık yanıltan o masum belleğimiz tarafından küçük düşürülüveririz. Unutmayalım! Eskilerin de dediği gibi, “hafıza-i beşer nisyan ile maluldür”, yani belleklerimiz unutma gibi sakatlığı vardır. Her şeyin ötesinde, unutulanlar hatırlamada görülen çarpıklıklarda eğilim ve ön yargıların bilinç altında yarattığı büyük etkinin rolüne şaşmamak gerekir.

Hafıza ve beyin gücünü geliştirme hakkında yazdığım bütün yazılara buradan ulaşabilirsiniz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir