Hafıza genel kabul gören teorilere göre üç ayrı sistemden oluşuyor.

hafıza

ÇOK KISA SÜRELİ HAFIZA

  • 20-30 saniye kalıcılık.
  • Elektriksel bilgi yapısı.

Duyu organlarına gelen iki saniyelik uyarılar, ‘ duygusal hafıza ‘ alanına kaydolur. Bu sürece ‘duygusal kayıt’ adı verilir. Bilgiyi toplamanın önemli bir aşamasıdır. Beyinde işleyen süreçlere uygun olarak hangi bilginin bir sonraki aşamaya, yani kısa süreli belleğe geçip geçmeyeceği saniyelik zamanlarla belirlenir.

KISA SÜRELİ HAFIZA

  • 20 Dakika – 1 gün kalıcıdır.
  • elektro-kimyasal bilgi yapısı.

kısıtlı miktarda bilgiyi yaklaşık yirmi dakika ve bir günlük bir süre depolayabilen bu bellek türü tamamen geçicidir. Hiç durmadan sürekli çalıştığı için işleyen bellek olarak adlandırılmaktadır. Burada edindiğimiz bilgi tepki olarak davranışlarımıza dönüşebilir yada uzun süreli belleğe aktarılır.

UZUN SÜRELİ HAFIZA

  • Beyin ve nöronlar yaşadığı sürece.
  • Kimyasal bilgi yapısı.

Yeni gelen bilginin sürekli olarak depolandığı bellek türüdür ve kapasitesi sınırsızdır. Burada yeni gelen bilgi eski bilgilerle örgütlenerek depolanır. Yeni yeni gelen bilgi ne kadar çok uyarıcıyı içinde barındırırsa, hatırlama o kadar kolay olacaktır. (renk, ses, koku vb.)

Bilinç Düzlemi

Çok kısa süreli hafızada dolaşırken farkında olunan ve 2. aşamaya taşınacak bilgileri dış dünyadan duyularımız yoluyla alırız.

Gözlerimizden resim, kulaklarımızdan ses, burnumuzdan koku, dilimizden tat ve tenimizden ise dokunsal mesajları alırız.Algı organlarımız aldıkları mesajları elektriğe kodlarlar. Bu mesajlar çok karmaşık sinir ağlarıyla değerlendirilmek üzere beyne iletilir.

Dikkat edelim, bunlar binlercedir. Çevremizde farkında olalım yada olmayalım, algı eşiğimize ulaşmış tüm mesajların beynimize de ulaşır. Dış dünyadan aldığımız bu mesajların yanı sıra, zihnimizde de bir dizi düşünce ve hayal ürünü olan mesajlar üretebiliriz.

Tüm bu mesajlar önce elektriksel olarak başta çok kısa süreli hafızamızda toplanır. Bu alanda henüz elektrik yapıda olan bilgi, yirmi saniye kadar bekleyabilir. bu süre sonunda ve bu arada yerlerine aralıksız olarak yeni mesajlarda gelmeye devam eder.

‘ŞİMDİYE KADAR MÜKEMMEL HAFIZAYA SAHİP BİRİLERİ GELMİŞ Mİ?…’

Bu soruyu sormak, beyin kapasitemizi keşfetmek için iyi bir başlangıç. Böyle bir insanın beyninin nasıl çalıştığını tam olarak öğrenirsek, onun doğuştan elde ettiği yeteneklere ulaşmak için biz de düşünce ve öğrenme tekniklerimizi yeniden düzenleyebiliriz.

Yoğun çalışmaların yanında dünyanın gelişmesine şans ve tesadüfler de ciddi katkıda bulunuyor. tesadüfi olarak beyin kapasitemiz bize çok ciddi ipuçları veren Sheraskevsky’ nin değeri beynin beynin her iki lobuyla ilgili buluşlardan sonra daha iyi anlaşılmıştır.

Öyle ki, Sherashevsky’ nin hafızasıyla ilgili yıllar önce yapılan çalışma ve araştırmalar, 1980′ li yıllardan sonra hafıza klasikleri arasına girmiştir. Sherashevsky’ nin hikayesinin buradan okuyabilirsiniz.

Dikkat ederseniz Sherashevsky’ nin hafızasının mükemmel olmasını sağlayan elemanlar şekiller, duygular, renkler ve resimler. Bu ifadeler Sherashevsky’ nin bilgileri hafızasında şekiller, renkler vb. ilişkilerle işlediğini göstermektedir. Ve tüm bu sayılanlar, dikkat ederseniz beynin sağ lobunu ilgilendiren elemanlar.

Dikkat edilecek bir diğer husus da Sherashevsky’ nin hafızasının güçlü olmasında işaret ettiği bir diğer nokta, hafızasına alacağı tüm bilgilerin içine duyguları eklemesi. Bunun nedeni çok basit : Daha önceki yazılarımda değindiğim gibi, duygu yüklü olayların orta beyindeki hipokamp tarafından kalıcı hafızaya aktarılması çok kolay olmakta.

Şüphesiz Sherashevsky’ nin hafızasında bu canlanmalar otomatik olarak oluşuyor ve onun yoğun bir şekiller, renkler ve duygular dünyasında yaşamasına sebep oluyordu.

Hafıza gücünü arttıran bu elemanları bilinçli olarak da kullanmak mümkün.

Sherashevsky’ nin sayılan listeleri ve olayları yanlışsız hatırlaması, doğuştan gelen bir özellik. Çünkü onun olaylar karşısında beyninin sağ lobu otomatik devreye giriyor. Yani beynin her iki lobu da otomatik olarak işin içine katılıyor.

Diğer önemli noktaysa, olaylar ve bilgiler karşısında Sherashevsky’ nin duyguları otomatik olarak işin içine giriyor. Tabi sonuç, mükemmel hafıza.

Esasen Sherashevsky’ nin verdiği bu bilgiler dogrultusunda her türlü bilgiyi, rakamı ve kelimeyi şekillere dönüştüren teknikler geliştirip hafıza gücünü olağanüstü arttırmak ve bırakın 30, 50, 70 adet kelimeyi, arka arkaya üç-dört saniye arayla okunan bin maddelik bir kelime listesini dahi hatasız olarak hafızaya yerleştirmek artık mümkün.

İşte bu yazının tam olarak izahı, Sherashevsky’ nin hikayesindeki sağ lob veya hipokampı işin içine nasıl katacağımızı öğrenmek.

Beyin kapasitelerinin hemen hemen Sherashevsky’ nin seviyesinde kullanan yada kullanmak isteyen kişiler Sherashevsky’ den farklı bir özellikleri var. Onlar Sherashevsky gibi doğuştan bu özelliklere sahip değiller, onlar bu düzeylere hipokamplarını bilinçli kullanarak geliyorlar.

Şüphesiz tüm bu teknikleri kullanarak hipokampı uyarıyorlar. Beyinlerinin her iki lobunu da işin içine katıyorlar.

BEYİN HÜCRELERİ ARASINDA KURULAN İLİŞKİLER.

Hızlı öğrenme ve kalıcı bir hafıza gücüne sahip olmanın diğer önemli adımı da düşünce tarzının beyin hücrelerindeki gelişmeyi nasıl etkilediğini bilmeye bağlıdır. Yetişkin bir insanda yüz milyarın üzerinde ‘nöron’ adı verilen sinir hücresi vardır.

Ancak hafıza gücü, beyindeki hücre sayısından çok beyin hücreleri arasında kurulan ağ tabakası veya bağların çokluğuyla orantılıdır. Bir bilginin hatırlanabilmesi daha önce edinilen bilgilerle ilişkilendirilmiş olmasına bağlıdır.

Yeni edinilen bir bilgi daha önce öğrenilen bir başka bilgiyi anımsatmışsa, beyinde hemen anımsanan bilginin bulunduğu nöron veya nöronlar arasında bir bağ kurulmaktadır. Yeni öğrenme sırasında eski bilgilerle bir ilişki kurulamıyorsa, bu öğrenmenin beyinde herhangi bir etkisi olmuyor demektir.

Sonuç olarak ilişki kurmanın veya bir şeyi anımsamanın beyinde sebep olduğu reaksiyon, nöronlar arasında bağ kurulmasıdır. Beyinde yüz milyarın üzerinde nöron olduğu gerçeğini hatırlatırsak, nöronlar arasında kurulma olasılığı olan bağlantı potansiyelinin büyüklüğünü düşünmek bile mümkün değildir.

Tüm insanlar kendi beyinlerinin mimarıdır. Düşündükçe, hafızasını kullandıkça nöronlar arası bağların güçlenmesinden ve artmasından dolayı insanın hafıza gücü de gelişmektedir. Beynini kullanmayanlarda ise nöronlar arası bağlar zayıf kalmakta ve potansiyel hafıza güçleri atıl duruma düşmektedir.

Beyin gücünü geliştirme hakkında yazdığım diğer yazılarıma buradan ulaşabilirsiniz.


Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir